KALELER

Savunma için büyük önem arz eden,Orta Çağ denildiğinde akla gelen yapıların başında olan kaleler, coğrafi koşul ve yapımını üstlenen toplumlara göre degişiklikler göstermektedir.

HOHENZOLERN KALESİ

Hohenzollern KalesiHohenzollern Kalesi, Almanya’nın Stuttgart şehrinin 50 kilometre güneyinde bulunmaktadır. 11.yy‘da Hohenzollern Hanedanı tarafından, denizden 855 metre yükseklikte,çevreye hakim bir konumunda yer alan Hohenzollern Dağı‘na inşa edilmiştir.

 

 

Hohenzollern -Kalesi 1

Hohenzollern Kalesi 1423 yılında yaklaşık 10 ay süren bir kuşatma sonrası Svabya orduları tarafından tamamiyle yerle bir edilen kale, 1454 yilinda tekrar inşa edilmiştir.1798’sonrası terkedilmesi sebebiyle bakıma muhtaç kalan yapı, 1819 yılında Prusya Kralı IV.Friedrich Wilhelm tarafindan korumaya alınmış ve zamanın ünlü mimarlarından Friedrich August Stuler tarafından bugünkü haliyle tekrar ayağa kaldırılmıştır.

 

HOTİN KALESİ ( KHOTYN KALESİ )

Hotin - KalesiHotin Kalesi, Genç Osman komutasındaki 200.000 kişilik Osmanlı ordusunun, Litvanya ve Ukrayna Atamanının desteğini alan Lehistan ile savaşmasına, fakat iki tarafın da zafer kazanamaması sebebiyle Hotin Antlaşması‘nın imzalanmasina sahne olmuş, Dinyester Nehri kıyısına 14. yy’da inşa edilen bir kaledir.

 

 

Hotin - Kalesi 1Antlaşma sonrası Hotin Osmanlı’ya verilmiş,fakat istekli savaşmadıkları sebebiyle, kale önünde Yeniçeri Ocağı‘nı kaldıracağını açıklayan Genç Osman, büyük bir isyana yol açmış,sonrasında ise olaylar yeniçeriler tarafından öldürülmesine kadar gitmiştir.

 

 

 

 

BOYABAT KALESİ

Boyabat - Kalesi

Sinop iline bağlı Boyabat ilçesinde yer alan kale, Gökırmak Vadisi‘nin güneyinde bulunan yerleşim merkezine hakim bir tepeye, M.Ö. 7.yy‘da Paflagonyalılar tarafından inşa edilmiştir.

Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının izleri açık bir şekilde görülmektedir.

 

 

 

ESTERGON KALESİ

Estergon - KalesiBudin’in 45 km.kuzeybatısında, Tuna Nehri kıyısında tepeye konuşlanmış, 13.yüzyıla tarihlenen, nice türkü ve şiire konu olmuş bir kaledir Estergon.

İlk olarak Sultan Süleyman‘ın Budin Seferi sonrası Viyana’ya hareket etmesi sırasında, Semendire Sancakbeyi Yahya Paşazade Mehmet Bey‘e öncü kuvvetleri ile birlikte hareket etme emri vermesiyle tarihimize girer.Karşısında Devlet-i Aliyye kuvvetlerini gören kale muhafızı Pal Varday ve Macar Krallık Tacı Muhafızı Pal Parenyi tereddütsüz teslim eder kaleyi, lakin bu durum uzun sürmez ve yaklaşık 3 yıl sonra yani 1531‘de kale General Von Roggendorf tarafından geri alınır.

Estergon‘un kaybı stratejik önemi dolayısıyla kabullenilecek cinsten değildir, bu yüzden 1532 yılında Kral Ferdinand tarafından gönderilen elçiye kalenin teslim edilmesi ön şart olarak koşulur, fakat kabul görmez.

Estergon - Kalesi 1Diplomasi yolları tıkanmış, savaş ise kaçınılmazdır.Tarih 1543 Nisanı’nı gösterdiğinde, Kanuni Edirne’den  Estergon Sefer-i Hümayunu adındaki 10.seferine çıkar.Devlet-i Aliyye‘nin Budin‘i ele geçirmesinden sonra Estergon her yönden güçlendirilmiş, yaklaşık 1300 kadar Alman, İspanyol ve İtalyan destek kuvvet görev yapmaya başlamıştır.Kuşatma Devlet-i Aliyye kuvvetlerince 29 Temmuz tarihinde başlatılır ve 6 Ağustosda şiddetlenen hücum sırasında bir top güllesi kale içinde bulunan katedralin tepesindeki haça isabet ederek yıkar.Bu hadise kaleyi savunan askerlerce tanrının kendilerine yenilgiyi tattıracağı yönünde yorumlanır ve büyük moral bozukluğu meydana getirir.Nitekim 10 Ağustos 1543‘de kale kapılarını Devlet-i Aliyye askerlerine açmak zorunda kalırlar.İçeride bulunan katedral gotik karakteri değiştirilmeden Mimar Sinan tarafından camiye çevrilir ve Sultan ilk cuma namazını burada kılar.

1543 Estergon Savaşı - Sebastian Vrancx

1543 Estergon Savaşı – Sebastian Vrancx

50 seneden fazla Devlet-i Aliyye hakimiyetinde kalan kale, 2 Ağustos 1595 yılında Avusturya orduları başkumandanı Prens Mansfeld komutasındaki, Macar, Çek, Leh, Alman ve İtalyanlardan oluşan 80 bin kişilik bir ordu tarafından kuşatılır.Hücum o kadar şiddetlidir ki : O sırada kale içinde bulunan İbrahim Peçevi, gün içinde 28, 38, 40, 41 ve 42 okka ağırlığında gülle ateşleyen 42 tane top ile, yaklaşık 2000 civarı atış yapıldığını anlatır hatıratında.Kuşatmanın ilerleyen günlerinde açlık ve susuzluğun kol gezdiğini, fakat tüm olumsuzluklara rağmen askerlerin canla başla direndiğini de ekler Peçevi satırlarına.Ancak, düşman kuvvetlerine geçiş imkanı tanımayan bu taktire şayan direniş her ne kadar başarıyla devam ettirilse de, Lala Mehmet Paşa askerlerinin içler acısı durumuna dayanamayıp herkesin malı ve silahlarıyla Vişegrat Kalesi‘ne gitmesi şartıyla bir anlaşma yaparak kaleyi teslim eder.( 30 Ağustos 1595 )

Lala Mehmet Paşa ve askerleri gözü yaşlı bir sevgili misali arkalarında bırakmak zorunda kaldıkları Estergon için derinden bir üzüntü duyar ve tekrar kavuşacakları günü beklemeye başlarlar.

Aradan geçen tam 10 sene sonra, 29 Ağustos 1605‘de Sadrazam ve Serdar-ı Ekrem Lala Mehmet Paşa askerleriyle Estergon‘u tekrar kuşatır.Bir ay boyunca Estergon‘a kavuşabilmek için canla dişle mücadele verilir ve sonrasında kalenin teslim edilmesi ile sonlanır hasret.

Bu kavuşmadan sonra, zamanın her şeyi sonlandıran karşı konulmaz gücüne tam 78 sene daha direnerek Devlet-i Aliyye topraklarında kalır Estergon ve nice serdara burçlarından görünen cezbedici Tuna manzarasını sunar…

 

Estergon-Kalesi-3

 

ESTERGON

Estergon kalesi subaşı durak
Kemirir içimi bir sinsi firak
Gönül yar peşinde yar ondan ırak

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yar peşinde koşan kara bahtlıyım.

Estergon Kalesi subaşı hisar
Baykuşlar çağrışır bülbüller susar
Kafir bayrağını burcuna asar

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Bir ateşle yanan kara bahtlıyım.

Estergon Kalesi subaşı kale
Göklere ser çekmiş burçları hele
Biz böyle kaleyi vermezdik ele

Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Estergonu vermiş kara bahtlıyım.

CARCASSONNE KALESİ

Carcassonne Arması

Carcassonne Arması

Carcassonne KalesiCarcassonne Kalesi, Fransa’nın Languedoc-Roussillon Bölgesi‘ne bağlı Aude département şehrine dahildir.Eski kale şehri olan “ville haute” (yukarı şehir) ile Aude Nehri karşısındaki “ville basse” (aşağı şehir)’den ibarettir.Şehrin M.Ö 6.yy da Keltler tarafından inşa edildiği düşünülmekte, ancak buna karşın birçok yapı 11.yy a tarihlenmektedir.

Carcassone‘de yaşam süren Katarlar, Endülüs müslümanları ile olan yakın ilişkileri dolayısıyla, Kuzey Fransa halklarından bilim, kültür, edebiyat alanlarında bir hayli öne geçmiş ve bu özellikleri neticesinde Orta Çağ Fransası‘nda daima göz önünde olmuşlardır.

Carcassonne'nın düşmesi ve tehciri (15 Ağusots 1209)

Carcassonne’nın düşmesi ve tehciri (15 Ağusots 1209)

Fransa’nın kuzey bölgelerinde yaşayan halk okuma yazma bilmiyorken, Carcassonne‘de, Arapça, İbranice ve Yunanca eğitim verildiği kültürel etkileşimlerini açıklar niteliktedir.Ancak, reenkarnasyonu kabul etmeleri ve kilisenin görüşlerine karşı çıkmaları dolayısıyla papa tarafından bir haçlı ordusu toplatılmış ve 1209 tarihinde yaşanan Albigeois Haçlı Seferi sonrasında şövalye ve piyadelerden oluşan toplam 30.000 kişilik bir ordu tarafından vahşice katledilmişlerdir.

Öyle ki : Şehirde bulunananlar kadın çocuk denilmeden kılıçtan geçirilmiş, fırsat bulup kaçabilenler ise yakalandıktan sonra engizisyon mahkemelerine çıkartılıp en ağır ithamlarla yargılandıktan sonra yakılarak idam edilmiştir.Yaşananlardan sonra Papalık temsilcisi, Papa III. İnnocentius‘a yazdığı bir mektupta , “Kadın, erkek, çocuk ayrımı yapılmadan herkes öldürüldü. Tanrı hangisinin günahkar olduğunu kendi seçsin!” şeklinde bir ifade kullanmıştır.

Carcassonne Kalesi 120.yy’a gelindiğinde mimar Eugène Viollet-le-Duc tarafından restore edilmiş ve merkezi bölgesi ( ville ) 1997 yılında Ville fortifiée historique de Carcassonne adıyla UNESCO Dünya Mirasları Listesi‘ne girmiştir.

Günümüzde Kate Mosse‘ın konusu Carcassone‘de geçen bir kitabı, Iron Maiden‘ın ise Dance of Death adlı albümünde yer alan ve yaşanan seferdeki katliamdan bahseden Montsegur adlı şarkısı sanat mecrasında yer almaktadır.

Carcassonne Oyunu

Bunun yanında, İnterrail yapacaklar için tren istasyonunun Carcassonne Kalesi‘ne yürüme mesafesinde olduğunu ve Orta Çağ oyunları meraklıları için Carcassonne‘nin isim babalığı yaptığı bir Alman kutu oyunu bulunduğunu hatırlatmakta yarar görüyorum.

 

 

 ARG-E BAM KALESİ

ARG-E-BAM KALESİİran sınırlarındaki Kerman şehrinin 200 km güneyinde yer alan, tamamına yakını çamur biriketleri, saman, kil ve palmiye ağacı kütükleri ile inşa edilmiş, tarihin derinliklerinden seslenen bir şehirdir Arg-e Bam.

Parthian Dönemi‘nde (M.Ö 247- M.S. 224) inşa edildiği düşünülen şehir Pers İmparatorluğu zamanında önemli bir merkez haline gelmiştir.10.yy‘da Arg-e Bam‘a seyahat eden Arap seyyah İbn-i Heval, “Surat-ul Arz” adını taşıyan kitabında,şehir kalesi ve el dokuması elbiselerin harikuladeliğinden bahsetmekte ve dokuma konusunda ustalaşan şehrin ipek yolu üzerinde yer alması sebebiyle Horasan,Mısır ve Irak gibi ülkelere yüksek miktarlarda ihracat yaptığını belirtmektedir.

Arg-e Bam Kalesi 1

Safevi Devleti zamanında altın çağlarını yaşayan şehir, çöl ortasında yer almasına karşın inşa edilen sulama kanalları ( künk ) sayesinde eski zamanlarda da tarım faliyetlerini sürdürmekteydi.
Şehri koruyan Arg-e Bam Kalesi 6 km 2‘lik bir alana kurulmuş, 13.000 kişinin yaşamını sağlayabilecek bir kaledir. Sassaniler Dönemi‘nde ( 224-637 ) inşa edildiği düşünülülmesine rağmen büyük bir kısmı 12.yy’a tarihlenmektedir.Yerleşimin 1850 yıllarına kadar devam ettiği kale,dünyanın kerpiçten yapılmış en büyük yapısı olarak addedilmektedir.

Arg-e BamŞehirde bulunan kervansaray,okul,cami,sinagog,hamam, 50 civarı dükkanın bulunduğu kapalı çarşı ve evler 12.yüzyıl ve Safevi Dönemi‘ne (16-18.yy ) tarihlenmektedir.

Kalıntıların tamamına yakını yıkılmış olmasına karşın,asırlar içinde ön İslamiyet,Selçuklu,Moğol ve Afgan dönemlerine ait yapıların inşa edildiği bilinmektedir.

 

Fotoğraf Kaynağı : www.islamoriente.com

Fotoğraf Kaynağı : www.islamoriente.com

Safevi Dönemi‘nde şehri saran 36 tane kule bulunmakta ve kale içindeki 400 kadar hanede halkın 9000 – 13.000 kadarı ikamet etmekteydi.Şehir, Zerdüşt,Hristiyan,Yahudi ve Müslümanların yaşam sürmesi nedeniyle renki bir dini kimliğe sahipti.Bunun yanında Erken Sassaniler Dönemi‘nde Zerdüştlerin ateş tapınağını ziyaret ettiği önemli bir merkez konumundaydı.

Dip not olarak düşmekte yarar var : Şehir 19.yüzyılda terk edilmesine rağmen, kale askeriye tarafından 1932 yılına kadar kullanılmaya devam edilmiştir.

Tamamiyle terk edilmesinden kısa bir süre sonra,  yani 1938 yılında restorasyon çalışmaları başlatılmış, ancak bu çalışmalar tam olarak amacına ulaşamamıştır.1993 yılına gelindiğinde geç kalmış bir kararla UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi‘ne dahil edilen şehir günümüzde hala geçmişin büyüsünü yansıtmaya devam etmektedir…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir