TURGAY TÜFEKÇİOĞLU’NUN KALEMİNDEN BÜYÜK BİR VEFASIZLIK ÖRNEĞİ: KAZIM MİRŞAN 98 YAŞINDA

Kazım MİRŞAN ( 1919-18 Temmuz 2016 )  97 Yaşında Bodrum Türkbükü’nde uçmaya vardı. Cenazesinde 25 kişi kadar vardık. Prof. Dr. Orhan TÜKDOĞAN Hocamın dediği ‘’TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ DAVASININ İHLASI YOKTUR’’ tespiti Kazım hocamın cenazesinde bir kez daha doğrulandı, lafa gelince milyonlarca olduğu söylenen Türk Milliyetçilerinden ancak bu kadarı Kazım MİRŞAN’I uğurlamaya gelmişti! Ne yazık ki sadece adı Milliyetçi olan Balgat Partisi’nden hiç katılımcı olmadığı gibi daha sonra ailesine başsağlığı dileyen de olmadı, özetle herkes kendisine yakışanı yaptı ve yapmakta.

 

Kazım MİRŞAN ömrünün son 60 yılında Türk Tarihi incelemiş ve 50’ye varan kitaplarında İslam öncesi Türk Tarihini araştırıp yazmıştı. Türk Tarihinin hiç bilinmeyenlerini ortaya çıkarmıştı. Bir ömür boyu Türk Tarihinin gerçeklerini aradı ve yazdı ama bu çalışmaları birilerini de rahatsız etti. ‘’Türk Tarihinde GÖKTÜRKLER adında kurulmuş bir devletimiz yoktu’’ dedi, ‘’var idiyse belgesini gösterin, ben eski Türk yazıtları araştırmalarımda ve o zamanlardaki komşu devletlerin yazılı belgelerinde GÖKTÜRK adında bir devletin varlığına dair belge bulamadım bulan varsa açıklasın’’ dedi, konunun uzmanlarının cevabı ‘’sen inşaat yüksek mühendisisin bu işlere karışma’’ oldu. Ama bu akademisyenlerin çoğu Kazım MİRŞAN dan sonra GÖKTÜRK yerine KÖKTÜRK demeye başladılar ama KÖKTÜRK adında devletimiz de hiç olmamıştı.

 

Kazım MİRŞAN özellikle Türk Milliyetçilerinden takdir ve destek görmemesine ilgilerini çekmemelerine sebep olan ama bizler için çok önemli ufuk açıcı çalışmalarından bazı örnekler verirsek;

-Türk Tamgalarının Türk yazısının temelini oluşturduğunu.

-Yazıyı Türklerin bulduğunu. 

-Son buzul çağında Asya da meydana gelen iç denizleri, Taklamakan çölünün iç deniz oluğunu. 

– Avrasya’daki kaya resim ve yazıtlarını 1970 yayınladığı ‘’PROTO-TÜRKÇE YAZITLAR’’ kitabında geniş olarak incelemesine bu kitabında Erken Türk Tarihi tezini belgeleri ile ortaya koyan Kazım MİRŞAN’A karşın 1960 lı yıllarda doğup sonraları Prof. olup 2018 yayınlayacağı kitapta bu konuları ilk defa inceleyen akademisyen benim diyen kıymetli insanlarımızı TV lerde izlemekteyiz.  

-Kâğıt, matbaa, pusula gibi Çinlilere mal edilen konuları araştırıp aslında Erken Türk medeniyetine ait olduklarını gösterdi. 

-Etrüsklerin Türklüğünü 1968’lerde araştıran Kazım MİRŞAN’IN çalışmalarını 1968 de Recep DOKSAT hocamdan duymuştum. Aradan 49 yıl geçti, bu sürede İtalyan üniversiteleri genetik olarak da Etrüsklerin Türklüğünü araştırıp açıklarken konuya en alakasız benim aziz Türk Milletim olmakta. 

-Kazım MİRŞAN Kazakistan’daki Tamğalı Saydaki kaya resimlerini, Başkurdistan’daki  Şölgentaş Mağarasında  (Yaşının  14.000 olduğunu Rus ve Fransızlar C14 ile bulup söylüyorlar) ilk tamğalarımızı, Kırgızistan’daki Saymalı Taş’ı, Yenisey ve Baykal yazıtlarını, Altın Elbiseli adamı, Urimçi’deki Tarım Mumyaları, Sülyek Köyü ÜVE yazıtı …vb yüzlerce yazıtı okudu, yorumladı yayınladı. Bütün bunları 60 yılını bu araştırmalara vererek yaptı. Yaşarken takdir gördü mü? Asla! Sayıldı mı? Asla! Eserlerinden alıntı yapılıp kaynak belirtildi mi? Asla. Para mı kazandı? Asla. Tek beklediği takdirdi o da olmadı. 

-12 Hayvanlı Türk takviminin Çin takviminden önce olduğunu araştırdı yayınladı. 

-Halen Türk Üniversitelerinde ‘’FAL KİTABI’’ diye okutulan ‘’Iraq Bitig’’ adlı Uygur el yazma kitabını Kazım MİRŞAN satır satır okuyup kitap halinde yayınladı. Türkiye’de tanıdığım tanımadığım bu konuda çalışan yüze yakın akademisyene bizzat ben posta ile ulaştırdım, yıllar geçti olumlu veya olumsuz görüş bildiren yok, bugün de isteyene bu kitabı yollamaya hazırım, yeter ki bilimsel olarak tenkit edilsin, bu tartışma sonucunda Türk Tarihi kazançlı çıksın.  

-İslam öncesi Kürt Tarihi kitabında Kürtçe denilen dilin içinde Anadolu Türkçesinde kullanılmayan ve bilinmeyen ama orta Asya Türkçesinde olan kelimeleri buldu. 

-Anadolu yazıtları kitabında Türklerin binlerce senedir bu topraklarda yaşadığını Türk yazıtları okuyarak gösterir. Eskişehir Yazılı kaya yazıtında günümüze kadar gelebilen 48 harfli yatay, 43 harfli dikey satırlı yazıt var, harf boyları 50 cm civarında. Batı Dünyası bu yazıtın yatay satırının ortalarındaki 5 harfi MİDAS diye okuyup anıtı Yunana mal etti, anıttaki alfabe Yunan alfabesi mi? Değil. İbrani alfabesi mi? Değil. Adına Firik denilen halkın bu yazıtını kazım MİRŞAN Türkçe okur, yayınlar ne olur? Hiçbir şey. Olan yine ‘’eşek kulaklı Midas’’ tır. Çünkü yazıt Yunan mitolojisinde nerede, ne zaman yaşadığı bilinmeyen Midas Kralına bağlanmalıdır ki Anadolu kadim Yunan toprağı olsun! Bu arada mülkün sahibi Türk Milleti Topla Popla meşgul edilmekte, Türk Milliyetçiliği ayaklar altına alınmaktadır.                                     

 

-Kazım MİRŞAN yerli ve yabancı bilim çevrelerinin ‘’Türkler yazıyı Soğdaklar’dan öğrendi Orhun Yazıtları ile yazıya 732’de geçtiler’’ görüşüne karşı birçok bilimsel kanıtla karşı çıkmıştır. 

Altın elbiseli adam kurganında bulunan gümüş tastaki yazıtın yaşını batılı bilim çevreleri İsa’dan önce 500 yılı olarak vermekteler. İsa’nın doğumundan sonra 732 ile yıl farkı 1.232 dir. Bu belge bile yazının 1.232 yıl önce Türklerde kullanıldığının kanıtıdır. Ama kimin umurunda! 

Kazım MİRŞAN’IN bir itirazı da Kül Tigin’in ölümünün D.S. 732 olarak kabulüdür. En başta İslam tarihi ile bu bilgi çelişmektedir, şöyle ki:

İslam Orduları Kuteybe ibni Müslim komutasında D.S. 705‘te Türkistan sınırı olan Ceyhun Nehri‘ni geçerek o devirde şehir devletlerine dönüşmüş Türk yurtlarına saldırıp on binlerce Türkü öldürüp kalanlarında köle ve cariye yapmıştır. Baykent, BuharaTalkanSumanBazgis ve Semerkant şehirlerinde Talkan ve Curcan‘da yüz bin Türk kesilirken, idam edilirken.  Bu vahşetler ve işgaller Kutaybe ibni Müslim D.S. 712’de öldürülene kadar aralıksız sürdürmüştür. Yerine vali olarak atanan ondan daha zalim Yezid b. El-Mühelleb  ve daha sonrada yerine gelen İslam Valileri ile Türk katliamı D.S. 732 den sonrada sürerken ĞÖKTÜRK DEVLETİ ve KÜL TİGiN nerededir? 20 yıl hüküm süren Kül Tigin öldüğü söylenen 732 ve öncesi 712 arasındaki 20 yıl boyunca Türk katliamlarına seyircimi kalmıştır?  Göktürk devleti ne yapmaktadır?

Bu bilgilerin ışığında ya bilinen İslam tarihi yanlış ya da Orhun abidesinin yaşı ve Kül Tigin’in yaşadığı devir yanlış. 

  

En saygın Arap tarihçi olan Taberi ( 839-923 ) ve Prof. Dr. Zekariya KİTAPÇI Beyin Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı yayını ‘’Arapların Türkistan’a Girişi’’ ilgili kitabında  bu devri yazan Batılı ve Arap Tarihçinin İslam ordularının Türkistan’ı işgalini konusundaki en ince ayrıntısına kadar o devirdeki Türkistan’ı anlatırken ne Göktürk Devletinden nede Kül Tigin’den hiç bahsetmemeleri nedendir? 

Yoksa Göktürk Adında bir devletimiz hiç olmadı mı? Kül Tigin, Arap ordularının Türkistan’ı işgalinden çok önce mi yaşamıştı?

 

Bu gibi konularda çalışan Kazım MİRŞAN 97 yıllık ömründe yaptığı Türk Tarihi araştırmaları ile hizmet ettiği Türk Milleti tarafından yeterli ilgiyi göremedi. 

Bunun tek açıklaması Top ve Pop ile meşguliyetlerinden Türk Milleti zaman bulamadıTabikî istisnalarımız var;  

Kazım MİRŞAN’NIN kitabını basan rahmetli Prof. Dr. Turan YAZGAN gibi, Hastalığı dahil daima ona sahip çıkan Eski Kültür bakanımız Namık Kemal ZEYBEK gibi, Arslan BULUT Bey gibi, Haluk TARCAN Bey gibi, Dr. Feyza DALDAL Hanım gibi  ve en son Türk Milletinin içinde Kazım MİRŞAN’I en iyi anlayan Sayın Prof. Dr. Necdet SUMER Beye teşekkür borçluyuz; çünkü Kazım MİRŞAN’IN çalışmaları konusunda 2014’de kitap yazdı, yayınladı

Necdet SUMER Beyin ‘’ATATÜRK’ÜN ÖZLEDİĞİ BİLGİN KAZIM MİRŞAN’I OKURKEN’’ adındaki Detay Yayıncılık‘tan 1914’de çıkan 718 sayfalık kitabında Kazım MİRŞAN çalışmalarının akademik süzgeçten geçmiş olarak tümünü bulabilirsiniz.

 

97 yıllık ömrünü Türk Milletinin uğruna hiçbir karşılık beklemeden, hiçbir takdir almadan veren Kazım MİRŞAN’ı, birinci ölüm yıl dönümünde, 18 Temmuz 2017’de Bodrum Türkbükün’deki mezarı başında anacağız.

 

Kazım MİRŞAN Türk Milletine öylesine önemli çalışmalarını bıraktı ki onu tanıyan, onun çalışmalarının önemini anlayanlar için onun fikir dünyası maddi bedeninin çok önünde olduğu için 18 Temmuz 2016 da bedeni öldü ama fikirleri ölmedi, 18 Temmuz 2017’de fikirleri, çalışmaları ile bizler için o, 98 yaşına girecektir. Ona olan borcumuz çalışmalarını tartışılır hale getirmekle onu yeni nesillere tanıtmakla ancak ödenir.  

 

Kazım MİRŞAN bana ‘’ATATÜRKE olan Türk Dünyasına yaptıklarına karşı borcumu ancak bu yaptığım Türk Tarihi çalışmalarımla ödüyorum’’ demişti.

 

Kendini Türk hisseden herkesin tek yapacağı da bu sanırım.

 

Saygılarımla

Turgay TÜFEKÇİOĞLU 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir