ORTA ÇAĞ İLETİŞİM ARAÇLARI

Haberleşme tarih boyunca insanlar için mühim bir ihtiyaç olmuştur. Bu elzem çerçevesinde gelişen Orta Çağ İletişim Araçları genel anlamda iki kategoride incelenmektedir.

Ulak Yoluyla İletişim

UlakBu sistemin yürümesini sağlayan yegane vasıta ulak olarak adlandırılan atlı habercilerdi.İletilmesi istenilen resmi haber ulaklara mühürlü bir mektup halinde verilir, ardından hedef olarak belirlenen noktaya yollanırdı.

Ulakların geçtiği güzergahlar üzerinde konaklama ihtiyaçlarının karşılaması için belli yapılar inşa edilmiştir.Bu yapılara Emevi Abbasi,Mısır ve Memlük Devletlerinde “berid“,Moğol ve İlhanlı‘da “yam“,Osmanlı’da ise “ulak-menzilhane” denilmektedir.

Yapılar, başta resmi haberleşme işlerini sağlayan kişiler olmak üzere,asker iaşeleleri ile diğer ihtiyaçlar için vergi toplayan görevliler ve devlet ricali‘nin konaklama, aynı zamanda binek hayvan ihtiyacını karşılamak için kurulmuştu.Belirlenen kişiler dışındaki menzilhanelerde konaklamak isteyenler ise,merkez tarafından kararlaştırılan miktarlarda ödeme yapmak zorunda idiler.

Devlet tarafından görevlendirilen kişilerin anlaşılması için görevlilere bir takım belgeler verilmesi şarttı ve bu doğrultuda Osmanlı ulaklara, “ulak hükmü” adındaki belgeyi vererek yolculuk sırasındaki ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlıyordu.

Güvercin Yoluyla İletişim

Posta GüverciniBu iletişim sisteminde daha önceden belirlenmiş iki sabit nokta bulunmaktadır.Haber alışverişi yapılmak istenen yer ile güvercinler  karşılıklı olarak değiştirilir, ancak bu değişim sırasında güvercinlerin eşleri katiyen alınmaz.Herhangi bir haber iletilmek istenildiğinde değiştirilen kuşların bacaklarına küçük kağıtlara yazılan haberler bağlanılarak serbest bırakılır.Özgürlüğüne kavuşan kuş, bir an önce eşine ve asıl yuvasına kavuşmak için yılmadan kanat çırpar.Güvercinin yerkürenin manyetik alanını kullanarak asıl yuvasına ulaşması ile haberi alan taraf da,şayet cevap vermek isterse elindeki değiştirilen güvercinlerden serbest bırakır ve bu şekilde iletişim sağlanmış olur.

Haberleşme için güvercin kullanılması çok eskilere dayanmakta, M.Ö 1200 yıllarında Antik Mısır’ın güvercin ile haberleşme sağladığına dair tarihi kaynaklar bulunmaktadır.M.Ö 300’lere gelindiğinde ise Çin genelinde bu sistemin uygulandığı görülmektedir.

Ortadoğu coğrafyasında kullanılan posta güvercini türü,uzun mesafeler uçabilmesi ve yuvasına olan bağlılığı nedeniyle genellikle Bağdat Güvercinleridir.Bağdat güvercinlerini yuvasını yaptıktan sonra başka bir yere alıştırmak hemen hemen imkansızdır ve yuvasından uzaklaştırılan bu kuş, aradan yıllar geçse dahi serbest bırakıldıktan sonra geri dönebilir.Türkler iletişim için biçilmiş kaftan durumunda olan bu kuş ırkı ile 11.yüzyılın başlarında tanışırlar.

Bu ülfet sonrası Bağdat Güvercinleri, kısa süre içinde Anadolu Selçuklu Devleti’nin sıklıkla tercih ettiği bir kuş durumuna gelir.Sultan I.Rukneddin Mesud ve Nureddin Mahmud Zengi‘nin güvercinler aracılığı ile sağlanan başarılı istihbaratın da yardımı ile II.Haçlı Ordusu‘nun üzerine yaptığı başarılı taarruzlar, seferin muvaffakiyet sağlamasını imkansız hale getirir.

Akka Kalesinin Kuşatılması

Akka Kalesinin Kuşatılması

12.yüzyıl sonlarına gelindiğinde ise bu sefer Haçlı Orduları faydanlanır doğu kökenli kuşlardan.III.Haçlı Seferi’nde, Akka Kalesi‘nin kuşatılması sırasında,Hristiyan ordularının “bağdat güvercinleri” ile yoğun bir iletişim ağı kurduğu bilinmektedir.

17 Temmuz 1203‘de Konstantinopolis‘i işgal edip, 3 kez önüne geçilemeyecek büyüklükte yangın çıkartan ve sonrasında 3 gün süren yağmalama ile şehrin tüm kültürel mirasına eriten IV.Haçlı Ordusu, bu kuşları İskenderun ile iletişim sağlamakta kullanmaktaydı .

Bunun yanında ek bilgi olarak sunmakta yarar var : Anadolu’da inşa edilen kalelerin bazılarında posta güvercinleri için inşa edilmiş güvercinlikler bulunmaktadır.Adıyaman‘daki Kommagene Krallığı zamanında inşa edilen  ve ilerleyen zamanlarda Memlük Sultanlığı tarafından restore edilip kullanılan Yeni Kale bunlardan birisidir…

Adıyaman - Yeni Kale

Adıyaman – Yeni Kale

Konuyu noktalamadan Orta Çağ ile alakası olmayan fakat tarihimiz açısından önem arz eden olaylara değinmek istiyorum : 16.yüzyılın başlarında Diyarbakır Şah İsmail güdümündeki Karahan tarafından İran ordularınca kuşatılır.Aylar süren muhasara halkı perperişan etmiştir.Çaresizlikten İran kuvvetlerine boyun eğecek duruma geldikleri o anlarda ufukta bir güvercin görülür.İran kuvvetlerinin üzerinden geçip şehre inen bu kuş, Bıyıklı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun İstanbul’dan yardıma geldiğini bildirmektedir.Halk bu haberle beraber morallenir ve direnişe devam eder.Kısa süre içinde şehre gelen Osmanlı ordusu Karahan komutasındaki İran kuvvetlerini dağıtır ve şehir kurtulur.

Ordu 15 Eylül 1515 pazartesi günü halkın açtığı kapılardan şehre giriş yaptığında, tüm kale burçlarının Osmanlı bayrakları ile donatıldığına şahit olur.Osmanlı askerleri ahalinin kalbini celbetmiştir, sevinçle beraber büyük şenlikler düzenlenir bu yüzden ve ardından kendi isteği ile Osmanlının boyunduruğu altına girer Diyarbakırlılar.

O günden itibaren her yıl eylül ayında, eskiden şehir merkezine yarım saat kadar uzaklıkta, şu an ise merkezde sayılan Ali Pınarı‘nda büyük kutlamalar yapılmaya başlanır.Büyük bir panayırın kurulduğu bu kutlamalar yaklaşık 15 gün kadar sürmekte ve bu süreç boyunca şehirdeki tüm dükkanlar kapatılmaktadır.

20.yüzyıl sonlarına gelindiğinde ise bu şenlikler anlamsız bir şekilde sonlanır.Türkiya’ya dair olan her şeye karşı çıkmalarından mıdır bilinmez; ancak halk şehir açısından mühim olan bu tarihi olayı ve dolayısıyla atalarının adet haline getirdiği kutlamaları unutmak yoluna gider.

Günümüzde unutulmuş veyahut unutturulmuş olan bu kutlamanın yerini, ilk olarak 23 Eylül 1966 yılında başlayan ve bir haftalık sürece yayılan Karpuz Festivali almıştır.

Pek umut taşıdığımı söyleyemeyeceğim; fakat temennim Osmanlı’nın şehri olası bir işgalden kurtarması ile başlayıp yakın tarihimize kadar devam eden kutlamaların tekrar canlandırılması yönünde…

Posta Güvercinlerinin Türkiya Cumhuriyeti’nde Kullanımı

Jeopolitik konumu dolayısıyla daima bilgi akışı sağlanması gereken bir ülke durumunda olan Türkiya’nın Cumhuriyet’in ilanı ile beraber yaşadığı rejim değişikliği ve kıvılcımları görülen 2.Dünya Savaşı’na dahil olma ihtimali, casusların daha aktif bir rol üstlenmesine neden olmuştu.1938 yılında posta güvercinlerinin propaganda ve bilhassa da casusluk amacıyla kullanılması, Türkiya İçişleri Bakanlığı’nı bir takım önlemler almaya itti.O zamanlardaki ismi “Dahiliye Vekaleti” olan bakanlık valiliklere yazı yollayarak, ele geçirilen ayağı halkalı tüm güvercinlerin kendilerine, diğerlerinin de en yakın askeri garnizona teslim edilmesini istedi.

Not olarak düşmekte yarar var : İkinci Dünya Savaşı’nda tarafların sıklıkla kullandığı bu iletişim aracı,Türk ordusunda 1954 yılına kadar ek iletişim aracı olarak yer edinmeye devam etti.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir