ORTA ÇAĞ’DA CİNSEL HAYAT

İnsan hayatının önemli bir parçası olan cinsellik, eski zamanlarda da hayatın en anlamlı noktalarından birisi durumundaydı.Peki Orta Çağ’da Cinsel Hayat nasıl yaşanıyordu ?

MİSYONER POZİSYONU

Misyoner PozisyonuKilise doğanın kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle insanların misyoner pozisyonu haricinde sex yapmasını günah olarak kabul ediyor, bu sebeple kadınların üstte oldugu pozisyonlarda birlikte olanlar hakkında 3 yıl hapis cezası uyguluyordu.Günümüzde ise çiftlerin sevişmesinin serbest olduğu Londra’daki Hyde Park‘ta tam tersi bir uygulama söz konusudur.Erkeğin kadın üzerinde olduğu pozisyonlar polis müdahelesi için yeterli bir sebeptir.Nedeni ise işin içinde zorbalık olup olmadığını anlamaktır.

 

 

 

KONDOM KULLANIMI

KondomHayvan derisinden üretilen tek takımlık olmayan ilkel prezervatifler yaygın olarak kullanılmakta, kilise ise bu tür doğum kontrol uygulamalarına karşı çıkmamaktaydı.Bunun yanında Romalı askerlerin kondomlarını öldürdükleri düşmanlarının adele liflerinden yaptıkları da bilinmektedir.

 

 

 

 

 

 

HOMOSEKSÜELLİK

HomoseksüellikKilisenin eşcinsel ilişkilere karşı tavrı ise gayet netti.Ölüm ! Genellikle engizisyon tarafından en ağır şekilde idama mahkum ediliyor,muhtemelen de bu ceza yakılmak oluyordu.

 

 

 

 

 

 

 

GENELEVLER

GenelevAntik Çağ‘ın derinliklerine kadar inen köklü kurumlardır genelevler.Resmi olarak tarih sahnesine ilk çıkışı, MÖ 640-558 yıllarında Atinalı yasa koyucu Solon tarafından Antik Yunanistan’da Dikterion adlı evlerin açılması ile vuku bulur.

Solon, tarihin ilk genelevinin açılışı esnasında yaptığı işi meşru göstermek için kadınlara : “Soylu Atinalı eşler, sizin evlerinizde oturup nazik bedeninizi korumanız ve yormamanız gerekir. Bırakınız kocalarınız fahişelerle cinsel isteklerini tatmine çalışsınlar ve sizi rahat bıraksınlar.” şeklinde hitap eder.Bu açıklama ile beraber erkekler karşısında kısmen pasif durumda olan Antik Yunan’ın soylu kadınları, vaziyeti mecburen kabullenmek durumunda kalırlar…

Resmi kurum sıfatında açılışı gerçekleştirilen kurumlar, imparatorluk tarafından belli başlı düzenlemelere tabi tutulur.İlk olarak her evin kontolünün görevlendirilen bir memur aracılığıyla yapılması ve elde edilen gelirlerin “porniketos” adlı bir vergi ile imparatorluk bütçesine yönlendirilmesi sağlanır.
Zamanla oluşan fahişeler arasındaki sınıf farklılıklarından sonra ise kıyafete kadar varan tertipler getirilir.Buna göre geçmişte genellikle ailesi tarafından terkedilen, veya korsanlar tarafından kaçırılıp esir pazarına getirilen kişilerden oluşan en alt tabakadaki “dikteriades” sınıfı fahişeler, güneş batmadan sokağa çıkmak, törenlere katılmak, tapınaklara girmek, yasalarca belirlenen üniforma haricinde kıyafetle dolaşmak ve izinsiz şehirden ayrılmak gibi haklardan mahrum bırakılır.Sınıfları gereği ise sadece halkın alt tabakasına bedenlerini ve marifetlerini sunmabilmektedirler.”Auletrides” olarak adlandırılan orta sınıf fahişeler ise, soylu olmamak şartıyla herkes ile birlikte olabilmekte, alt sınıf fahişelerin mahrum olduğu tüm haklara sahip olarak yaşam sürmektedirler.GenelevlerEn üst sınıf olan, dost anlamına gelen “soylu hetaires” adını taşıyan fahişeler için ise genele yakın bir özgürlükten söz etmek yerinde olacaktır,zira hetaires mensupları istedikleri zaman çalışma hakkına sahip kişilerdi.Küçük yaşlardan itibaren müzisyenlik, tiyatro, dans ve genel kültür dersleri almaları sebebiyle sadece bedensel değil, zihinsel bir tatmin gerçekleştirme gücüne de muktedirdiler.Şaşırtıcı bir şekilde bu üst sınıfa mensup fahişeler arasına bazı soylu kadınların da dahil olduğu bilinmektedir.
Roma‘da da fahişeler sınıf farklılıklarına tabi idi ve “meretrix” ( vücudundan para kazanan ) ile “prostibulae” ( kayıt dışı fahişe ) olarak iki isimle anılmaktalardı.Fahişelere Roma yasaları kayıt altına alınma zorunluluğu getirmişti; ancak kayıt altına girdikten sonra isim sildirmenin mümkün olmaması sebebiyle birçok fahişe hayatını prostibulae olarak sürdürmekteydi.Kayıt dışı fahişelerin içine müzisyenlik, tiyatroculuk ve dansçılık gibi renkli işlerle meşgul olan insanlar da ek kazanç amacıyla dahil oluyor ve işlerini genellikle kendi evlerinde icra ediyorlardı.Bir diğer fahişe grubu olan meretrixlerin çalıştıkları evlere ise “dişi kurt ini” anlamına gelen “lupanar” denilmekteydi.Bu söylemin sebebi ise pek tabii ki dişi kurtların, yırtıcı, pis kokulu ve iğrenç canlılar olmasıdır…

Genelev 2Orta Çağ’da Hristiyanlığın hakim olduğu bölgelerde ise kilise genelevlere karşı çıkmıyor, tersine zinayı ve eşcinselliği engellediğini öne sürerek destek veriyordu.Hatta öyle ki : Papalar tarafından Hristiyanlığın saadeti için toplam 13 kez organize edilen Haçlı Seferleri’nde büyük fahişe topluluklarıordu takipçileri” adıyla refakat ettirildi.

Askerlerin cinsel arzularını tatmin etmek için ordu ile beraber sefere çıkartılan bu fahişeler hazineye büyük bir yük getirmekte, ancak buna karşın lağvedilmesi kat’iyen düşünülmemekteydi.Fransa Kralı Aziz Louis‘in yürüttüğü 8.Haçlı Seferi‘nde, krallık maliyesine ağır bir yük getirmesine rağmen, askerlere moral vermesi için, 13 bin kadar fahişeye maaş ödenip seferde ordu ile beraber hareket ettirildiği tarihi kayıtlarda yer almaktadır…

DİLDO KULLANIMI

Dildo KullanımıKilisenin tüm yasaklarına karşı, uzun süren savaşlar dolayısıyla eşlerine kavuşamayan kadınların sıklıkla başvurduğu yollardan birisiydi dildo kullanımı.

 

 

 

 

 

 

 

DildoAncak cinselliğin her türlü suni yoluna soğuk bakan kilise, dildo kullanımı için de aynı şeyi düşünmekteydi.Kilise kayıtlarına dayanarak dildo kullanan kadınlara 5 sene pişman olma ve kefaret ödeme cezası verildiğini bilmekteyiz.

 

 

 

 

 

 

 

PENİSİ BÜYÜK GÖSTEREN KIYAFETLER

Penisi Büyük Gösteren KıyafetlerOrta Çağ Avrupası’nda moda olan bu uygulama cinsel organı olduğundan daha büyük göstermeyi amaçlamakta ve bu doğrultuda, iç çamaşırların ön kısmına takılan torbamsı kılıfın içine,talaş,kumaş benzeri malzemeler doldurularak daha büyük bir penis izlenimi oluşturulmaktaydı.

 

 

 

 

 

 

Penisi Büyük Gösteren Kıyafetler Hans Holbein

Ressam : Hans Holbein Yapım Yılı : 1536 ya da 1537 Malzeme : Tuval üzerine yağlı boya Sergilendiği Yer : Walker Art Gallery – Liverpool

Ek bilgi olarak sunmakta yarar var : Oldukça popüler olan bu uygulamanın Yeni Çağ‘ın başlarına kadar devam ettiği bilinmekte, Tudor Hanedanı‘nın en popüler üyesi olan VIII. Henry‘nin, Alman ressam Hans Holbein tarafından yapılan tablosunda modayı yakından takip ettiği göze çarpmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

KİBAR AŞK ( COURTLEY LOVE )

Kibar Aşk

The Temptation of Sir Percival, 1894

12.yüzyıl Fransa’sında ortaya çıkan ve sonrasında tüm Avrupa’ya yayılan bir aşk türüdür Courtley Love.Tarihte genel anlamda saray aşkları olarak yer almaktadır.

Orta Çağ asilleri arasında  yaşanan evliliklerin büyük bir kısmında ne yazık ki aşktan bahsetmek mümkün değildir; zira birliktelikler aşk neticesinde değil, siyasi veya maddi çıkarlar çerçevesinde oluşturuluyordu.

Pek tabii çıkar odaklı oluşturulan bu birliktelikler belli başlı sorunları da beraberinde sürüklemekteydi.Aşk arayışında olan nice leydi bu elzem ihtiyacı gidermek için, evliliklerine rağmen yine kendi sınıflarından olan erkeklerle duygusal birliktelikler yaşıyordu.

 

Kibar Aşk 2Günümüze ulaşan Orta Çağ kaynaklarına istinaden, fiziksel birlikteliğin söz konusu olmadığı bu aşklardan zamanın sövalyelerinin fazlasıyla muzdarip olduğunu söyleyebilmekteyiz.

Küçük bir not düşmekte yarar var : Courtly Love hakkında yazılmış en geniş kapsamlı kaynak, 14.yy’da yaşamış bir yazar olan Geoffrey Chaucer‘ın “the canterbury tales” adlı kitabıdır.

 

 

 

 

HAYIT TOHUMU

Hayıt Tohumu KullanımıGünümüzde kadınların stres ve OKS kullanımına bağlı gelişen regl düzensizlikleri dolayısıyla başvurduğu bir yol olan hayıt tohumu, libidolarını dinginleştirmek isteyen Orta Çağ rahipleri nezdinde önemli bir yere sahipti.

 

 

 

 

 

 

 

BEKARET KEMERLERİ

Bekaret KemerleriOrta Çağ’da Cinsel Hayat denilince akla gelen şeylerin başındadır bekaret kemerleri.Genel olarak savaşa giden erkeklerin eşlerine giydirdiği bir önleyici olarak karşımıza çıkan bu eşyanın kimi versiyonları, mastürbasyon yapmayı dahi engelleyecek yapıya sahiptir.Kemerleri bedenlerinde taşıyan kadınların en korktuğu şey ise, eşlerinin savaşta ölmesi veya anahtarların kaybolması olmuştur.Bazı arkeolojik kazılarda günyüzüne çıkartılan, kemerin takılı olduğu haldeki iskeletlere dayanarak bunu rahatlıkla söyleyebilmekteyiz.
 
 

ADAM OTU

AdamotuGeniş yapraklı, mor çicekli, sarımtırak meyvelere sahip olan bodur bir nebattır adam otu ( Adem otu, İnsan otu, Mandragora Officinarum ).Bu bitkiyi diğerlerinden farklı kılan özellik, afrodizyak ham maddesi ve büyücülük için kullanılmasıdır.
Tarihi metinlerde “şeytan mumu, şeytan meyvesi ” olarak da adlandırılan gizemli bitkinin etrafına ateşler saçtığı, adeta bir yıldız misali ufukta süreki parıldadığı yönünde anlatımlar yer almaktadır.Bahsi geçen ifadeleri tam anlamıyla efsane olarak nitelendirmek yerinde olmaz; çünkü sıcak Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde yetişen adam otu, ateşböceklerinin üzerinde toplanmayı tercih ettiği yegane bitkilerdendir.
Halk tarafından sıradışı manalar yüklenen bu bitkiden tarihte ilk olarak M.Ö 4.000 dolaylarında bahsedilmektedir.Antik Mısır‘da bitkinin muhtemelen alkol olan bir sıvı içerisinde bekletildiği, sonrasında açığa çıkan Hayat Suyu (Ab-ı Hayat, Sea of Life) olarak adlandırdıkları ekstreyi içen kişinin sağlık, dirilik, uzun yaşam ve tanrının sevgisini kazanacağına inanılmaktaydı.
Tutankamon‘un mezarında da bulunan bu bitki Mısırlılar nezdinde, ilahlarla olan bağlantısı sebebiyle ilahi bir güce sahipti.Bu nedenle evlerinin baş köşelerine koymak ve önlerinde tıpkı Hristiyanların kutsallar önünde yaptığı gibi mum yakmak adet halini almıştı.

Onu bu denli özel yapan şey ise pek tabii afrodizyak etkisi ile beraber uyuşturucu etkisi de meydana getirmesi idi.Sonbaharda çıkartılması uygun görülen adam otunun kökleri güneş ışığında kurutulduktan sonra bıçak benzeri bir alet yardımıyla kazınır, sonrasında arzu edilen bir sıvı içine karıştırılarak belli dozlarda kullanılırdı.İnsanotu
Mamafih İbn-i Sina, Kanun adlı eserinde adam otu tohumu ile hazırlanan lapanın eklem ağrılarını, dekoksiyonun ise rahim ağrılarını iyileştirdiğini anlatmaktadır.
Daha sonralarında Avrupa doktorları hastanın neresi ağrıyorsa insana benzeyen bitkinin o kısmını ezerek bölgeye neşretmekte iken, Devlet-i Aliyye’de ameliyatlar esnasında kullanıldığı bilinmektedir.

Tıbbi operasyonların ilkel anestezi malzemesi olan adam otu, çocuğu olmayan kadınlar için de mühim bir konumdaydı.Meyveleri yenildiği ve kökleri hazırlanan karışımlarla beraber içildiği takdirde hamile kalınacağına inanılmaktaydı.Herhalde cinsel anlamda önemi es geçilemez bir bitki olmasından kaynaklanıyor olsa gerek, zaman içinde Aşk ve Güzellik Tanrıçası Afrodit‘e bitkinin ismi olan Mandragonitis lakabı layık görüldü.

Keza Hristiyanlık geldikten sonra da konumu değişmedi adem otunun.İncil-Genesis (Yaratılış)’da ” Reuben hasat zamanında tarlaya gitti ve adam otunu buldu.Rachel onu kullandı.Hamile kaldı ve bir oğlan dünyaya getirdi ” şeklinde ifade yer almaktadır.
Orta Çağ‘ın daha koyu aşklar yaşamak isteyen çiftleri için adeta çıkış kapısı niteliğindeydi bu bitki.Afrodit’in büyüsü, saçtığı alevlerle nice çifti aşkın derinliklerine doğru yolculuklara çıkartırken, kan kokan savaş alanlarına da el atmayı ihmal etmedi.

Öyle ki ; Hannibal, savaş alanında adam otunda bekletilmiş saraplar bıraktıktan sonra geri çekilirmiş Adamotu (2)gibi yapıp Afrika ordusunun gelmesini bekledi ve bir süre sonra savaş alanına tekrar gelip, içtikleri adem otlu şarapların etkisi ile kendinden geçen orduyu teker teker kılıçtan geçirdi.Aynı biçimde Sezar ve Büyük İskender‘in de savaş alanlarında benzer yöntemleri kullandıkları düşünülmektedir…

Orta Çağ’ın Kan ve Aşk Kokan Büyüleyici Havasına, nice geceyi renklendiren, uyuşturucu ve afrodizyak etkili adam otu ile çıktığımız bu yolculuğun sonunda, bitkinin hekim onayı haricinde kullanılmaması gerektiğini, yüksek doz alımlarında halüsinatif etkilere, hatta ve hatta ölümlere dahi sebebiyet verebildiğini belirtmekte fayda var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir