UNUTULAN BİR DEĞER: NEVRUZ

 YılbaşıBelli başlı siyâsî emeller neticesinde târih oluşturma çabası içine girilerek bâzı topluluklara mâl edilmeye çalışılan, baharın gelişi ve Ergenekon‘dan çıkışı simgeleyen bir Türk bayramıdır Yengi Kün (Yeni Gün, Ergene KünNevruz), yâni bir diğer ifade ile yılbaşı*.Her yıl gece ve gündüzün eşit olduğu 21 Mart târihinde kutlanan bu bayram, doğanın yeniden canlanışı ilâ Ergenekon’dan çıkışın günü olması sebebiyle bir nevî “yeniden diriliş”in temsilidir.
 

Kutlamalar için yakılacak ateş ve sonrasında bu ateşte kızdırılan bir demirin örse konulup çekiçle dövümesi büyük önem arz eder.Bu ritüel haline gelen olay, Ergenekon‘dan çıkarak yeni bir hayâta başlanabildiği için yaratıcıya şükür etmek ve nereden, ne zorlukları aşarak geldiğini unutmamak mânâsını taşımaktadır.

 

Devlet-i Aliyye geleneklerinden: Her yıl hekimbaşılar tarafından 40 çeşit maddeden yapılıp, Nevruz gecesi porselen kâseler içinde saray erkânına hediye edilen Nevruziye mâcunu yapılışı (temsilî fotoğraf, Manisa 476’ıncı Uluslararası Mesir Mâcunu Festivali kökenlidir).

Osmanlı Sancakları

Yukarıdan aşağıya Devlet-i Aliyye döneminde kullanılan Sipâhi ve Yeniçeri Sancakları.

Yapılan şenlikler esnasında kullanılan sancakkıyafet, halı ve kilimlerde yer edinen üç renk; yâni sarı (merkez hükümranlık), kırmızı (Tanrı, koruyucu öz, devlet, yurt, bağımsızlık) ve yeşil (dirilik, gençlik, canlanış) âdeta olmazsa olmazdır.

 
Başta Nevruz kutlamaları olmak üzere hayâtın neredeyse her ânında yer edinen renkler ise sanıldığı üzere mâlûm toplulukların değil, dâimâ doğa ile iç içe olan Türklerintabiatın üç rengi” sıfatıyla kullandığı ana renklerdir.
 
Orta Çağ kaynaklarında, baharın büyüleyici  atmosferinin   etrâfı sardığı bu günde mezar ziyâretlerinin yapıldığı ve evlere teşrif eden misâfirlere çeşitli tatlı ikramlarında bulunulduğuna da değinilmektedir.
 
Zaman içinde unutulmaya yüz tutmuş olan bu milli gün Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Atatürk‘ün çabalarıyla tekrar ayağa kaldırılmaya çalışılmış; ancak ne yazık ki pek başarılı olunamamıştır.

 

Antik ve Orta Çağ‘dan beri süregelen doğanın üç renginin kullanıldığı alanlar:  Soldan sağa Orhaniye Zırhlı Fırkateyni (Hizmet süresi: 1866-1909) Kıç Arması ve Bang Uthit Câmii’ne işlenen II. Abdülhamid’in hediye ettiği Devlet-i Aliyye armasının aynısı.

Dipnot düşmekte fayda var: Türklerin mart ayını yılbaşı olarak kabûl ettiğine dâir ilk kaynak, Çinli Prof. Dr. Ch’in-Chung Main‘in târihi Çin Takvimleri konusunda yaptığı araştırmalara dayanmaktadır. İncelemeler sonucunda eski bir Türk kavmi olan “Ti”lerin (MÖ VIII-MÖ III. yüzyıl), ”Nung-li” adında, hem ay hem de güneşe göre hazırlanan ve mart ayını yılbaşı olarak farz eden bir takvim kullandıkları açığa çıkartılmıştır.
 
Buna ek olarak, Perslerin Nevruz‘u yılbaşı olarak kabûl ettiğine dâir ilk kaynak, MS 2.yy‘a târihlenmektedir.

 

*Doğru telaffuz olan Yengi Kün, Selçuklu Devleti‘nin Farsçayı resmi dil olarak kabul etmesi ile yerini zamanla Nevruz (yeni gün) kullanımına bırakmıştır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir