Genelevler

Antik Çağ‘ın derinliklerine kadar inen köklü kurumlardır genelevler. Resmi olarak tarih sahnesine ilk çıkışı, MÖ 640-558 yıllarında Atinalı yasa koyucu Solon tarafından Antik Yunanistan’da Dikterion adlı evlerin açılması ile olur.

Solon, tarihin ilk genelevinin açılışı esnasında yaptığı işi meşru göstermek için kadınlara: “Soylu Atinalı eşler, sizin evlerinizde oturup nazik bedeninizi korumanız ve yormamanız gerekir. Bırakınız kocalarınız fahişelerle cinsel isteklerini tatmine çalışsınlar ve sizi rahat bıraksınlar.” şeklinde hitap eder. Bu açıklama ile beraber erkekler karşısında kısmen pasif durumda olan Antik Yunan’ın soylu kadınları, vaziyeti mecburen kabullenmek durumunda kalırlar…

Lunapar'dan bir yatak fotoğrafı
Pompeii’deki Lunapar adlı genelevin yatağından bir kare

Resmi kurum sıfatında açılışı gerçekleştirilen kurumlar, vakit kaybetmeksizin imparatorluk tarafından belli başlı düzenlemelere tabi tutulur. İlk olarak her evin kontrolünün görevlendirilen bir memur aracılığıyla yapılması ve elde edilen gelirlerin “porniketos” adlı bir vergi ile imparatorluk bütçesine yönlendirilmesi sağlanır. Zamanla oluşan fahişeler arasındaki sınıf farklılıklarından sonra ise kıyafete kadar varan tertipler getirilir.

Buna göre geçmişte genellikle ailesi tarafından terkedilen veya korsanlar tarafından kaçırılıp esir pazarına getirilen kişilerden oluşan en alt tabakadaki “dikteriades” sınıfı fahişeler, güneş batmadan sokağa çıkmak, törenlere katılmak, tapınaklara girmek, yasalarca belirlenen üniforma haricinde kıyafetle dolaşmak ve izinsiz şehirden ayrılmak gibi haklardan mahrum bırakılır. Sınıfları gereği ise sadece halkın alt tabakasına bedenlerini ve marifetlerini sunabilmektedirler. “Auletrides” olarak adlandırılan orta sınıf fahişeler ise, soylu olmamak şartıyla herkes ile birlikte olabilmekte, alt sınıf fahişelerin mahrum olduğu tüm haklara sahip olarak yaşam sürmektedirler. En üst sınıf olan, dost anlamına gelen “soylu hetaires” adını taşıyan fahişeler için ise genele yakın bir özgürlükten söz etmek yerinde olacaktır, zira hetaires mensupları istedikleri zaman çalışma hakkına sahip kişilerdi. Küçük yaşlardan itibaren müzisyenlik, tiyatro, dans ve genel kültür dersleri almaları sebebiyle sadece bedensel değil, zihinsel bir tatmin gerçekleştirme gücüne de muktedirdiler. Şaşırtıcı bir şekilde bu üst sınıfa mensup fahişeler arasına bazı soylu kadınların da dahil olduğu bilinmektedir.

Centenario Yatakodası Freski
Casa del Centenario’dan Yatakodası Freski, Pompeii, MÖ 1. Yüzyıl

Roma‘da da fahişeler sınıf farklılıklarına tabi idi ve “meretrix” (vücudundan para kazanan) ile “prostibulae” (kayıt dışı fahişe) olarak iki isimle anılmaktalardı. Fahişelere Roma yasaları kayıt altına alınma zorunluluğu getirmişti; ancak kayıt altına girdikten sonra isim sildirmenin mümkün olmaması sebebiyle birçok fahişe hayatını prostibulae olarak sürdürmekteydi. Kayıt dışı fahişelerin içine müzisyenlik, tiyatroculuk ve dansçılık gibi renkli işlerle meşgul olan insanlar da ek kazanç amacıyla dahil oluyor ve işlerini genellikle kendi evlerinde icra ediyorlardı. Bir diğer fahişe grubu olan meretrixlerin çalıştıkları evlere ise “dişi kurt ini” anlamına gelen “lupanar” denilmekteydi. Bu söylemin sebebi ise pek tabii ki dişi kurtların, yırtıcı, pis kokulu ve iğrenç canlılar olduğunun düşünülmesidir…

Orta Çağ Genelevleri
12. yy’da inşa edilen Castello della Manta (Kuzey İtalya)’dan 1411-1416 arasına tarihlendirilen bir fresk: Gençlik Çeşmesi

Orta Çağ’da Hristiyanlığın hakim olduğu bölgelerde ise kilise genelevlere karşı çıkmıyor, tersine zinayı ve eşcinselliği engellediğini öne sürerek destek veriyordu. Hatta öyle ki: Papalar tarafından Hristiyanlığın saadeti için toplam 13 kez organize edilen Haçlı Seferleri’nde büyük fahişe topluluklarıordu takipçileri” adıyla refakat ettirildi.

Askerlerin cinsel arzularını tatmin etmek için ordu ile beraber sefere çıkartılan bu fahişeler hazineye büyük bir yük getirmekte, ancak buna karşın lağvedilmesi katiyen düşünülmemekteydi. Fransa Kralı Aziz Louis‘in yürüttüğü 8.Haçlı Seferi‘nde, krallık maliyesine ağır bir yük getirmesine rağmen askerlere moral vermesi için, 13 bin kadar fahişeye maaş ödenip seferde ordu ile beraber hareket ettirildiği tarihi kayıtlarda yer almaktadır…


Bu Yazıyı Paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir